resim


ŞİMDİ OKUMA ZAMANI
İstiklal Caddesi Rumeli Han No: 88 D: 20 Beyoğlu - İSTANBUL  Tel: 0212.251.54.10  Faks: 0212.244.66.64  nk@nkyayinlari.com

TÜM KİTAPLAR
GELENEK dizisi
soL MECLİS dizisi
YURTSEVERLERİN KİTAPLIĞI
İKTİSAT KİTAPLARI
KÜLTÜR KİTAPLIĞI

ANASAYFA

İKTİSAT KILAVUZU / Tevfik Çavdar
iktisat_kilavuzu.jpg
Kapak Tasarımı:
Gökçe Erbil


Gözden Geçirilmiş Üçüncü Baskı:
Mart 2003

248  s. / 8 YTL
14x21 cm

ISBN:
975827152-0
BARKOD:
9789758271528

İktisatla yeni ilgilenmeye başlayanlar kadar temel iktisadi kavram ve ilişkileri eleştirel bir gözle yeniden değerlendirmek isteyenlerin de başvuracağı bir çalışma... Kitapta şu bölümler yer alıyor: İktisadın Başlangıç İlkeleri, Kısa İktisat Tarihi, Milli Gelir, Tüketim, Yatırım, Faiz Oranı, Para, Uluslararası İktisadi İlişkiler, İktisadi Dalgalanmalar, İktisadi Büyüme ve Kalkınma, Temel İktisat Kavramları.

Resmi büyütmek için üzerine tıklayabilirsiniz...

ÖNSÖZ

İçinde bulunduğumuz iktisadi ortam, doğduğumuz günden başlayarak bütün hayatımızı etkiler. Bu etkinin çoğu kere farkına varmayız, insanın, yaşaması için zorunlu olan havanın farkında olmaması gibi bir şeydir bu. Oysa, gün ışığıyla birlikte davranış ve düşüncelerimizde, iktisadi yasaların izlerini taşıyan bir tutum içindeyizdir. Ev kadınının yaptığı günlük alışverişler örnek diye gösterilemez tabii. Amaç, çalışmamız karşılığı aldığımız ücretin neye göre belirlendiği sorununa burada değinmek de değildir. Bunlar, kolay örneklerdir. Her zaman ileri sürülebilir. Üzerinde özellikle durulması gereken, kişinin yaşamında hemen her dakikanın önemli bir iktisadi kararla dolu olduğudur. Sözgelişi; işe giderken otobüsü ya da dolmuşu seçmek, yazı yazmak için kullanacağımız kâğıdın birinci ya da ikinci hamur olmasına karar vermek, çocuğumuzun hangi okula gideceğini düşünmek ilk anda aklımıza gelen iktisadi kararlardan bazılarıdır. İnsanoğlu toplum içinde iki yanı olan bir varlıktır. Bir yanı ile üretici, öteki yanıyla da tüketicidir. Hem üretim, hem de tüketim iki iktisadi kavramdır. Birbirlerinden bütünüyle ayrı olduklarını sandığımız anda bile çok yakın ilişkileri vardır. Şu kavramları bir düşünün: Fiyatlar, ücretler, vergiler, enflasyon, gümrük, işsizlik... Bir gün boyunca, bu kelimelerden birçoğunu defalarca kullandığımızı hemen fark edersiniz.

Gün geçtikçe gelişen kitlesel haberleşme araçları, iktisadi hayatın doğrudan doğruya bizi ilgilendirmeyen taraflarıyla da dikkatimizi çekmektedir. Radyolar, televizyonlar, gazeteler her an yeni bir iktisadi kararı duyurmakta, dünyanın çok uzak köşelerindeki iktisadi olayları odamıza kadar getirmektedirler. Bu kitap günlük yaşayışımızı çevreleyen iktisat üzerine bir fikir vermek için düzenlenmiştir. Konu çok geniştir. Bütün ayrıntılarıyla, sınırlı bir kitabın içinde ele alınamaz. Bu nedenledir ki, her şeyden önce günlük hayatımızı çok yakından ilgilendiren konular üzerinde durulmuştur.

Herkesin hedefi daha yüksek gelir düzeyine ulaşmaktır. İşsiz kalmayı hiçbirimiz istemeyiz. Piyasadaki fiyatlar bizim için gelirimiz sınırlı olduğu ölçüde önemlidir. Oysa, biz, önemli olanın fiyat olduğu kanısındayız ve daima onun üzerinde duruyoruz. Etin kilosunun 6 milyon lira olması, eğer aylık gelirimiz 100 milyon liraysa önemlidir. Fakat bu gelir 1 milyar liraysa et fiyatı o kadar dikkatimizi çekmez. Konu, bir toplumun ekonomisi açısından da aynı yaklaşımla ele alınabilir. Yani, milli gelir düzeyi ve onun yükseltilmesi bir ülke için en önde gelen amaç olmaktadır. Milli gelir düzeyi de ülke içinde daha çok insanın çalışma imkanı bulması sonucu artabilir. İktisat biliminde insanların çalıştırılmasına “istihdam” denilir. İstihdam düzeyinin artırılmasıyla milli gelir düzeyinin yükselmesi arasında tam bir özdeşlik olduğu söylenebilir.

Yaklaşımımız bu olunca, birçok soyut kavramla anlatılagelen “Fiyat Teorisi” üzerinde durulmadı. Ülke ekonomisinin genel yapısını belirleyen, bir başka deyimle, istihdam düzeyini çizen ya da onu etkileyen kavramlar üzerinde duruldu. İktisat dilinde bu konular “Makro İktisat” diye adlandırılmaktadır.

Kitapta dipnot kullanılmadı. Okuyucunun dikkatini dağıtmamak ve incelenen konulara bir süreklilik vermek için bu yol seçildi. Fakat yararlanılan Türkçe kaynakların geniş bir listesi kitabın arkasında sunuldu. Türk okuyucularını fazla ilgilendirmeyeceği düşüncesiyle, yabancı dilde yazılmış kaynaklara değinilmedi. Böylece, konular üzerinde derinleşmek isteyen okuyuculara Türkçe kaynaklara başvurma imkanının da sağlanacağı düşünüldü.

Kitabı okurken iki nokta dikkatinizi çekecektir. Birincisi, dil birliğinin sağlanmamış olmasıdır. Bu, bilinçli olarak yapıldı. İstenilen, iktisatta eski ve yeni terimlerin bir arada görülmesidir. Okuyucu geniş ölçüde sözlük kullanmadan bunların eşanlamlı iktisat deyimleri olduğunu görmelidir.

İkinci nokta da, yargıların ya da kanıların daima çoğul şahıs olarak sunulmasıdır. Çünkü elinizdeki kitap bir kişinin değil, son elli yıldır Türk iktisadi düşüncesine emek veren birçok kişinin bir anlamda ortak ürünüdür.

Diğer yandan kitap sosyalist bir ekonomi politik kitabı değildir. İçinde bulunduğumuz kapitalist ekonominin temellerini kavrayabilmek amacıyla kaleme alınmıştır. Kaynakta yer alan birçok iktisat kitabından yararlanılmıştır. Bu arada kaynakçayı izlerken dikkatinizi çekecek bir noktayı da açıklamak isterim. Bu kaynaklar arasında 1980’den sonra yayınlanmış kitap ya da makaleler yer almamaktadır. Bunun nedeni yenilerde üniversitelerde, özellikle özel vakıf üniversitelerinde okutulan ekonomi ders kitaplarının hemen hemen bütünüyle dış ve de ABD kaynaklı oluşudur. 1980 öncesinde olduğu gibi telif, genel iktisat kuramını içeren önemli bir esere rastlanmamaktadır. Oysa son yirmi yıl içersinde ekonomiye katkıda bulunabilecek Türk bilim adamları yetişmiştir. Bunların önemli bir bölümü gazetelerde ve televizyonlarda kapitalist iktisadın borazanlığını yapmaktadırlar. İçlerinden bazıları ise gerçekten düzeni eleştiren yazı ve yapıtlarıyla dikkati çekmelerine karşın kamuoyuna açık kanallarda yer almamaktadırlar. Bu durum 1980 öncesi genel ekonomi yapıtlarının önemini biraz daha arttırmaktadır.

Söyleyebileceğimiz tek şey, genç kuşakların daha iyi bir dünya yaratabilmeleri için, yaşadığımız ekonomik düzeni iyi tanımaları gerektiğidir. Bu kitabın varlık nedeni de budur.


ANASAYFA